Kelimelerin Yetersiz Kaldığı Ülke ''İtalya''

Kelimelerin Yetersiz Kaldığı Ülke ''İtalya''

Nasıl anlatsam ?

Nereden başlasam ?

Kuzeyinden mi ? Güneyinden mi ? Yoksa ortasından mı ? başlasak ...

Tarihi mi, doğası mı, mutfağı mı, kültürü mü, denizi mi ?

Bende bilmiyorum ki !

İtalya öyle bir yer ki... İfade etmek için  kelimelerin yetersiz kaldığı, gezerken doyuma ulaşacağınız ve Stendhal Sendromu denen şeyi birebir yaşayacağınız bir ülke…

“Stendhal Sendromu’’ nedir? Diyeceksiniz…19. yüzyılda yaşamış Fransız yazar Stendhal, 1817 yılında  Floransa ziyareti sırasında Santa Croce Bazilikası'nda Giotto' nun fresklerini gördüğünde anlatılması güç bir duygu yoğunluğu hissettiğini yazar. Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, baygınlık, şaşırma ve hatta halüsinasyona bile sebep olabilen bir psikosomatik rahatsızlıktır. Bu sendrom kişinin sanat eserlerinin bolluğu ve güzelliği karşısında kendinden geçmesi olarak görülür. Ayrıca İtalya’da 51 tane UNESCO Dünya Miras Listesine alınmış yer vardır. Tüm dünyada hala bu konuda rekor kendisindedir. İşte bu yüzden size burada İtalya’yı anlatmaya kalksam resmen kitap yazmam gerekir. Belki ilerde o da olur.

Önce güneyden girelim o zaman bizim çizme dediğimiz İtalyanların lo stivale diye seslendikleri 20 bölgeden 109 ilden oluşan bu güzelim ülkeye… Bizim Demre’ ye gittiğimizde adını andığımız Noel Baba’nın izlerinin bulunduğu Bari mi, yoksa İtalya deyince aklınıza gelen ilk şey olan pizzanın yapıldığı yer olan Napoli mi? Ya da MS. 79 yılında patlayan Vezüv Yanardağı sebebiyle sadece kalıntıları ve külleri kalan ancak bir Roma şehrinin en güzel örneğini görebileceğiniz Pompei mi? Yoksa biraz daha güneye inip Sicilya bölgesindeki Akdeniz’e uzanan o güzelim İtalyan köyleri ve sahilleri mi? Seçebiliyor musunuz? Ben yapamıyorum… Belki Sicilya mafyasının etkisindendir…

Peki Roma’ya gelmeye ne dersiniz? Bu şehri görünce Roma’yı da yakarım diyen imparator Neron için ne düşünürsünüz acaba? Gerçekten yaktı mı peki Roma’yı? Batı Roma İmparatorluğu’nun başkentliğini yapmış bu şehir ne savaşlar, ne isyanlar, ne yıkımlar, ne yangınlar, ne mutluluklar, ne şenlikler gördü sizce? Şehrin göbeğinde imparator Vespasian’ ın emriyle MS.70-72’de o Colosseum denilen kocaman bina neler gördü? Başkasını bilmem ama bizi gördü :)

Sonra siz hiç Roma’da Trevi Çeşmesi neresidir? Aşk çeşmesi neresidir biliyor musunuz? Meğer aynı yermiş. İtalya’da her yerde çeşme ve bol su var. Trevi Çeşmesi, 3 yolun kavşağında olduğu için bu ismi almış. Tarihi ise dönemin Roma İmparatoru Augustus zamanına dayanıyor. İnanışa göre çeşme, askerler ve güzel bir Roma kızı arasında geçen diyaloglar sayesinde günümüze taşınmış. Roma'da savaş döneminde susuzluktan yorgun düşmüş askerler, güzel bir kızla karşılaşır ve nereden su bulabileceklerini sorarlar. Güzelliğiyle büyüleyen genç kız, şu an çeşmenin bulunduğu yeri göstererek, toprağı kazalarsa suyu bulabileceklerini söyler. Askerler başka bir şanslarının olmadığını anlar ve şu an çeşmenin bulunduğu o noktayı kazmaya başlar. Böylece suya ulaşırlar. Roma’daki en yaygın ‘Aşk Çeşmesi’ hikâyesi budur.  Trevi Çeşmesi' ne Aşk Çeşmesi denmesinin nedeni ise tarih boyunca birçok aşk filmine sahne olmasıdır. When in Rome, To Rome with Love, Roman Holiday, La Dolce Vita, Eat Pray Love, La Grande Bellezza, Ladri Di Biciclette ve bizim çok iyi bildiğimiz Dan Brown’ un Davinci’ nin Şifresi ile başlayıp Melekler ve Şeytanlar ile devam eden ve Cehennem ile son bulan serisidir. Bu filmlerden sadece bir kısmı… Tabi birde orda olduğunuzda çeşmeye atmanız gereken bir dilek parası vardır.O da bambaşka bir hikaye J

Trevi Çeşmesinden yürüdünüz ve İspanyol Merdivenlerine oradan da POPOLO denilen çok güzel bir halk meydanına vardınız…Peki Tiber Nehri’nin kıyısı… Castel Angelo ve tarihte hep duyduğumuz Cem Sultan Olayı…Piazza Navona,Roma’da görebileceğiniz en güzel meydanlardandır  ve tüm tanrılar adına yapılan PANTHEON…. Eee buraları gezerken ne yaptınız? Belki Antico Caffe gibi bir Roma kafesinde bir expresso içtiniz. İtalyanların meşhur kahvesi deniyor ya… Eee yalnız bırakmadınız bir tane de kruvasan attınız. O da yetmedi… Meşhur tiramisudan denediniz, ya da kocaman bir roma dondurması yediniz. Yemek demişken fesleğen soslu makarnası da var margarita pizzası da var.. Belki bunları denediniz. Yanında her bölgede farklı türü olan bir şarapla eşlik ettiniz. Chianti şarapları, prosecco’su hatta lambrusco’ su var. En başında dedik ya anlat anlat bitmez nerden başlayalım. Beraber tura gidelim, nerde ne yapacağımızı birlikte deneyimleyelim. Gelirseniz birde Vatikan’a gider belki Papa’yı görürüz…J Papa’yı görmesek de Katolik kilisesinin en güzel yapılarından olan Aziz Petrus Kilisesi’ ni görür; Vatikan dünyanın en küçük ama en zengin devleti nasıl olmuş onu öğrenir ve Lorenzo Bernini’nin yarattığı o muhteşem meydanda yürürüz.

Roma’dan çıkarsak peki ne yapalım ? Papanın yazlık sarayının olduğu Castel Gondolfo ve muhteşem manzarasıyla ALBANO Gölü’nü mü görsek yoksa yakınlarındaki turta ve çilekleriyle meşhur Nemi gibi güzel köylerine mi baksak, ya da Umberto Eco’ nun romanlarına konu yaptığı sessiz şehir ORVIETO mu olsa… Yine karar veremiyoruz…

O zaman gelin TOSCANA’ ya inelim. Neler var orada bir bilseniz…Her sene “palio” denilen at yarışlarının yapıldığı bir Ortaçağ hazinesi Siena var. Gezerken hem labirent gibi sokaklarında kendinizi kaybedersiniz hem de bir anda ortaçağa dönersiniz. İtalya’da Roma kadar turist çeken bu şehrin neden bu kadar gezgin çektiğini gezerken sizde anlarsınız. Oradan birde Toscana’ nın başkenti Floransa’ya gitmezsek olmaz. İşte Stendhal Sendromunuz zirveye ulaşmaya başladıJ

Floransa tek başına bir ya da birkaç kitap bence... Neler görmüş kimleri yetiştirmiş... Kimler izler bırakmış şehirde. Şu meşhur 15.yy döneminde dönemin önemli ailelerinden MEDİCİLER işini biliyor ve sanattan anlıyormuş doğrusu. Kimdi ki bu Mediciler ? Bankacı mı, tefeci mi, eczacı mı, siyasetçi mi? Floransa’ya gidip yerinde görüp hep birlikte değerlendirmek lazım. Belki de hepsidir... Rönesans’a adanmış bir Uffizi Galerisi, Signora Meydanı, Davut Heykeli, Perseus ve Sabinler, Palazzo Vecchio,Eski Köprü ve damga vuran Floransa Katedrali…Daha bir çok imza atacak mimari eser… Dante, Leonardo Davinci, Michelangelo, Lorenzo Bernini, Brunelleschi, Machiavelli,  Sandro Boticelli, Giotto, Alberghi, Galileo, Vespucci, Pinokyo ve yaratıcısı Collodi….Daha birçok isim ve Toscana Şarapları.... Floransa anlatmak bir rehber için doyum noktasıdır tartışılmaz.

Floransa’dan sonra PİSA… Çan kulesi olarak yapılan ancak eğikliği sebebiyle namına bir şöhret daha katan Pisa Kulesi ve Mucizeler Meydanı… Mucizeler diye boşuna demiyoruz. İtalya’da bulamayacağınız Türk çayı vardır burada… Ya da Türkçe konuşarak size seslenen satıcılar. En uygun hediyelik alabileceğiniz yer belki de burası…

Pisa’ dan sonra; Andrea Bocelli’ nin “Love in Portofino” şarkısı eşliğinde Adriyatik Denizi’ne inip bütün dünya ünlülerinin uğradığı ve çoğunun evi olduğu Portofino’ ya mı gitsek ? Ya da tarihte hep ismini duyduğumuz Cenevizlilerin memleketi olan  GENOVA’ ya mı ? Oradan da ineriz o güzelim sahil kıyılarına… Ya da kızıl şehir olarak anılan kuleleriyle de meşhur BOLOGNA mı? Bologna’ yı önemli yapan şeylerden biri de üniversitesidir. Bologna Üniversitesi, dünyadaki en eski ve ilk üniversitedir. Yoksa modanın başkenti MİLANO mu? Floransa’daki Mediciler gibi zamanında buraya hâkim olan SFORZA ailesinin kocaman kalesini mi,  ya da dünyaca meşhur DUOMO KATEDRALİ’ ni mi görelim? Da Vinci’ nin Milano’ da yaşadığı dönemden, son akşam yemeği duvar resminden  ya da Mona lisa’dan mı bahsedelim size..Birde İtalya’da çok ismini duyacağınız 2.Victoria Emmanuel’in Galerisi var..Bir de La Scala ile bizden opera sanatçısı Leyla Gencer’in ismini çok duyacaksınız. Operanın ana memleketlerinden biri burası çünkü… Pavarotti’yi de unutmayız tabiî ki… Bir de ülkenin 3.büyük gölü COMO Gölü var. italya’dan İsviçre’ye gidebileceğiniz sınır belirleyen göllerden…İtalya’da en çok duyacağınız şeylerden biri de “BİR DE BU VAR” Bitmiyor çünkü görmeniz gerekenler… Siz yeter ki gezmek istiyoruz diyin bize…

Vee VENEDİK…Bize göre AŞK, Bodrum’da yaşanır..Jİtalyanlar için Roma’da….Rehber Esra’ya göre ise Venedik’te…Hele akşamüstü saatlerine denk gelirse, değmeyin keyfinize…Ahlar vahlar Köprüsü’nden mi bakarsınız;yoksa gondola biner ordan mı seyre dalarsınız, yoksa  Florian Kafe’de oturup San Marco Meydanı’ndan mı izlersiniz  karar size kalmış…Bence Venedik’e nerden bakarsanız bakın güzeldir. Ama yanınızda sevdiğiniz biri varsa bence Rialto Köprüsü muhteşemdir. Venedik’e gitmişken “gli Spaghetti frutti di mare “diye göreceğiniz deniz mahsüllü makarna yemeyi unutmayıp ve yanında bir kadeh Prosecco’da alırsanız kendinizi bir anda ROMEO-JULIET aşkının yaşandığı VERONA’da Julıet Balkonunda bulmanız mümkündür. İster köprüye çıkın ister balkona çıkın İtalya’da gezerken ROMEO yada JULIET olmanız ya da bizde ki FERHAT ile ŞİRİN olmanız mümkündür.:) Belki aşkınızı orda bulursunuz belli mi olur. Meşhur çapkın CASANOVA’nın çıktığı memleket değil midir sonuçta VenedikJ

Daha nerelere gidelim dersiniz?

Bu yazıyı okurken bile Stendhal Sendromu’nun bir kısmını yaşadığınıza eminim.

O yüzden;

Ti adoro italia…Mi manchi come l’aria che respiro

Sempre vivi e lascia vivere…

Ciao bella!!!!

(Sana bayılıyorum İtalya... İçime çektiğim hava gibi seni özledim)

(Her zaman yaşa ve yaşat İtalya...)

(Elveda Güzelim)

Yorum Yap


Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar

Benzer Yazılar

Tercih Edilme Nedenlerimiz

Misafirlerimiz neden mi bizi bu kadar çok seviyor ?

Kurumsal Kimlik ve Tecrübe
Erken Rezervasyon Avantajları
Lüks Ulaşım ve Konfor
Güvenilirlik
Seçkin Otellerde Konaklama
Tecrübeli ve Profesyonel Kadro
Güleryüz ve Samimiyet
Güvenli Alışveriş

E-BÜLTEN ABONELİĞİ

Academic Tour'un tüm haberleri, kampanyaları ve yenilikleri hakkında bilgi almak istiyorsanız e-bülten aboneliğimize kayıt olun.

Kişisel Verilerin Korunması, Gizlilik Politikası ve Çerez (Cookie)
Kullanımı İlkeleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.